Üniversiteye başladım.
Garip bi yermiş tabi. Hele ki
Yıldız Teknik Üniversitesi ve
Makine Mühendisliği ise.
2. öğretim bir öğrenci olarak
1. öğretim derslerini alabilmiş olmak süper. Ancak
Davutpaşa ve
Yıldız arasında mekik dokumak berbat. Bir günüm orada, bir günüm burada zor iş. Hele ki yolda
Metrobüs arızalandı mı hepten nanay. Ki geçtiğimiz günlerde başıma geldi. Yukarıdaki
Metrobüs yazısına tıklarsanız bozulan aracı görebilirsiniz. Resmi ben çekmedim. Hatta o bozulan aracın ta kendisi değil. Her hakkı kimde saklıysa ona gidin.
Yahu
Davutpaşa'ya gidiyorum.
Bayrampaşa'da kapı kendi kendine açılıp kapanmaya başladı. Uzun süre bekledik. Adamın biri koşa koşa geldi "
Orda reset tuşu var ona bas lang!" diye. "
Artık kapıyı açmazsın sen de herhalde" dedim,
Topkapı'da açtı. Tek kapıda sıkıntı var hani, diğerlerini açsa ölmez. Açtı. Yine bozuldu. Yine aynı terane.
Cevizlibağ'a kadar arızalı arızalı gitti. Sonrasını bilmiyorum.
Okulda adam gibi bilgisayar laboratuvarının olmaması da üzücü bir gelişme. Hani öğlen, farz-ı misal dedim ki, şöyle bir ağız tadıyla
FarmVille'ime bakayım, maillerimi kontrol edeyim, yahut
bir blog ekleyeyim, olmaaaz! Öğrenci Bilgisayar Laboratuvarı'nda
tam 9 adet PC var. Geri kalan masalarda ya sadece
Phillips 105E monitör, ya da
Exper Net Terminal diye bir geyik. Anlayamadım. O aletlerde de
DOS kalitesinde bir görüntüyle
çakma Vindoz imajı var. Hani klavyeden Başlat tuşuna basıyorum, ekranda Start yazıyor ama orada da bir hareket yok yani. Garip.
Bölümde gerçekten bir erkeğe düşen kız miktarı gramajla belirleniyor. Toplam olarak
452 kişiyiz, bunlardan
sadece 24'ü kız. Erkeklerin arasında
şinitsele bile farklı gözle bakan var yani, hatta
simite bile! Simit yahu!
Kandil simidi de değil üstelik. (gülüşmeler) Bölümün ruhunu erkenden özümsemiş arkadaşlar. Biri de
Beşiktaş Rıhtım'da kadın parfümlerini yakalamaya çalışıyordu. Öyle hasret kalmış yani. Tabi o arkadaşın
2. yılıydı, üstelik
2. yılında da 1. sınıfı okuyordu.
Gerçi geçen hafta bir
Temel Bilgisayar Bilimleri dersine girdik, sınıf kapasitesi tam 100 kişi. 100'ü de erkek. Havada kadın kokusu da yok yani. Salt
hormon, salt ter.
Top sakal,
kareli gömlek kokusundan bahsetmiyorum bile.
Hmmm...
Tüm meslektaşlarıma Allah'tan sabır dilerim. Okuldaki arkadaşlarıma da. Sonuna kadar rekabet.
Ne bileyim, bu da böyle
gelişine bir blog oldu.
Parmak antrenmanı diyebiliriz. Canım sadece blog yazmak istedi.
Böyle de
okuyucusuyla barışık,
içi dışı birimDİR. "birim" değil.