18 Ocak 2010 Pazartesi

How I Met Your Mother - 100. bölüm

Hızımı alamadım ve devam ediyorum.

Geçen Pazartesi günü How I Met Your Mother'ın 100. bölümü yayınlandı. Sezon hesabına göre gidersek sezon 5, bölüm 12. 100. bölüm için de güzel bir numara düşünülmüş hemen, bölümün bir ismi "Girls vs. Suits" olsa da, bir diğer adı da "Musical Number".

Neil Patrick Harris etkileyici bir performans sergilemiş, diziyi izleyen-izlemeyen herkes için gelsin: The Suit Song.

Bookmark and Share

Feysbuk modası: Herkes iç çamaşırını çıkarsın

Merhaba sevgili okur. Geri geldim.

Allahın belası bu finaller bitmiyo bi türlü. Çarşamba günü (6 Ocak 2010) vizeleri bitirdim, takip eden ilk Pazartesi günü (11 Ocak 2010) finaller başladı. Deliricem.


Temsili final sınavı

Neyse, Cuma günü iki tane final geçirdik, daha doğrusu biri bize geçirdi. Ondan sonra kendime üç günlük tatil verdim. Üç günümü de sorumluluk sahibi olmadan, veya özetle yatağıma uzanarak, gece 3'te yatıp akşamüstü 5'te kalkarak, uyanırsam tekrar uyuyarak geçirmeyi planlıyorum.

Dedim ki o arada bir şeyler çiziktireyim. Üstelik fark ettim ki çoğu yazdığım blog'a bu şekilde başlıyorum. Geç kaldım, bloglara göz gezdiriyordum, derken söyleyeceklerim geldi aklıma. "Benim de söyleyeceklerim var" dedim ve aklıma şu geldi, Feysbuk modası. Tüm kadınlar iç çamaşırlarının rengini yazsınmış.

Nasıl bir dikkat çekme çabasıdır bu sevgili okur, bilemedim, anlayamadım. Böyle bir gerçek niye ifşa edilir sevgili okur, üstelik durduk yere? Artniyetlerle bunu yazan var mı bilmiyorum tabi, elbet vardır. Onlara sözüm yok.

Peki biz prostat kanserine dikkat çekmek için ne yapalım, ne dersiniz? İç çamaşırı rengi yazsak olmaz, özentilik olur. Herkes silahının kalibresini yazsa? (açık saçık konuşmamaca şampiyonşip) O da fazla kaçtı be hacım.

Bilmiyorum ya. Barney Stinson'un dünya barışını sağlama metoduna da destek olmak üzere, herkesi iç çamaşırını çıkarmaya davet ediyorum. Veya "naked man" de yapabiliriz.

Fazla mı kaçtı sevgili okur?
Boşver ben de bilmiyorum zaten ne dedim, ne yazdım. Klavye önümde duruyordu, ben rastgele bastım işte...

Bi de format atmaya çalışıyorum, dile kolay 60GB yedek almam lazım. Üstelik Windows XP CD'mi de bulmam gerekiyor daha, finaller + format kafasıyla benden bu kadar.


Temsili format. En son yazın başında format atmıştım, sanırsam böyle bir şey değildi. Pek değişmemiş olsa gerek.

Haydin hayırlı işler.
Bookmark and Share

15 Ocak 2010 Cuma

En güzel günlerimin üç mel'un adamı var





En güzel günlerimin üç mel'un adamı var.
Ben sokakta rastlasam bile tanımayayım diye
En güzel günlerimin bu üç mel'un adamını;

Yer yer tırnaklarımla kazıdım
Hatıralarımın camını


En güzel günlerimin üç mel'un adamı var
Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi.
Düşmanımdır ikisi.


Sana gelince,

Yazıyorsun,
Okuyorum...
Kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
İnsanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum...
Ne yazık!..
Ne kadar beraber geçmiş günlerimiz var,
Senin,
Ve benim
En güzel günlerimiz...
Kalbimin kanıyla götüreceğim ebediyete ben o günleri...


Sana gelince,
Sen o günleri - kendi oğluyla yatan,
Kızlarının körpe etini satan
Bir ana gibi satıyorsun!

Satıyorsun,
Günde on kâat,
Bir çift rugan pabuç,
Sıcak bir döşek
Ve üç yüz papellik rahat için!

En güzel günlerimin üç mel'un adamı var,

Biri sensin,
Biri o,
Biri ötekisi.
Kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi.

Sana gelince,
Ne ben Sezar'ım,
Ne de sen Brütüs'sün.
Ne ben sana kızarım,
Ne de zat'ın zahmet edip bana küssün...
Artık seninle biz,
Düşman bile değiliz...

Nazım Hikmet
(Sen)

Bookmark and Share

10 Ocak 2010 Pazar

Vepmastır'dan Dev Hizmet: MATLAB Notu Bulunur




Sevgili okur, diyeceksin ki orda terazinin işi ne. Merak etme okur, anlayacaksın. Oku bir hele. Malum, final dönemindeyiz. Çalıştığımız, çalışmadığımız dersler var. Ama iyi bir ortalama tutturmak adına ben Temel Bilgisayar Bilimleri (USİS: 9031130 / Gr. 3) dersime güzel güzel çalıştım.

Çok ayıptır söylemesi, iki gündür not çıkarıyorum. Haldır haldır çalışıyorum yani. Dedim madem nadiren de olsa bir not çıkardım, o zaman halkla paylaşayım, YTÜ'lü, İTÜ'lü kardeşlerimin işini görsün. Blog, eğlenmek güldürmekten çok bir işe yarasın istedim.

Şimdiden başlayan, nereye kadar gittiğini bilmediğim gri yazılardan herhangi bir bölgeye tıklayarak ders notunu indirebilirsiniz.

Dostum emeğine saygı, artı rep dediğinizi duyar gibiyim, o yüzden bunu da es geçmedim ve hemen bu yazının başında görebileceğiniz gibi bir terazi var. Kendisine herhangi bir işlev atamadım, ancak hevesinizi almak üzere tıklayabilirsiniz.

Daha da bu saatten sonra MATLAB Kılavuzu'nu tarayıcının kapağına bastırmasından başka bir işe kullanmam. Yarın da finale girerim, MATLAB'le bütün olayım biter.



Temsili verilen, tutulan söz. Yaparım dediysem yaparım.

Haydi sağlıcakla kal okur.

Emeğime saygı, artı rep. Teraziye tık. Alıntı değildir, kendi emeğimdir. Çalan da şey olsun. Ajdar.
Bookmark and Share

7 Ocak 2010 Perşembe

Ne güzel yılbaşı hediyesisin sen bana

Selamlar sevgili okur.

Uzun süredir seninle buluşamıyoruz. Benim vizeler, bitmek bilmeyen okul maceralarım derken iyice boşladım seni, özür dilerim. Yazmayı planladığım yılbaşı yazımı yazayım.

Yılbaşı güzel oldu ama. Önce aileyle güzel bir yemek, sonra kardeşlerle güzel, eğlenceli geçen bir gece. Mangal partisi, sucuk, gece söylenen pizzayı saymıyorum bile.

İşin ilginç tarafı, ben yılbaşını hatırlamıyorum. Öyle bir hafıza kaybı yaşadım. Geri sayıma yakınken bir televizyon kanalında "ÜÜÜÇ-İKİİİİ" diye sayarken kanalın değiştirildiğini, tekrar "ÜÜÜÇ-İKİİİİ" diye saydığımı, hatta yeni yılı "İKİBİNOOOOOON!!!" diyerek karşıladığımızı hatırlıyorum.

O değil de sevgili okur, çok ayıptır söylemesi ama çok güzel bir yılbaşı hediyem oldu. Ben Fiesta beklerken eve cici mi cici, dizel mi dizel, 1.6 mı 1.6 bir Ford Focus Collection geldi. 2008 model, tertemiz, zaten görür görmez aklımda ne Fiesta kaldı, ne siyah renk araba isteğim. Sadece öyle bir Focus'tu ki o, bütün isteklerimi karşılıyordu aslında. Mükemmel diz mesafesi, 1.6 TDCi motor yanında 109 bg motor gücü, 240 Nm tork - alınmasın ama Fiestacan bunları bana sağlayamayacaktı - alaşımlı jantlar, sis farları, falan falan falan... Efsane kısaca! Babama baya uzun bir süre sarıldım yani o hediyeden sonra.



Temsili yılbaşı hediyesi. Resimde görülen araçla donanım farklılıklarından onlar sorumlu değil bu sefer, gerçekten. Google Images sorumlu.

Uzun süren bekleyişim böyle son buldu sevgili okur. Tabi öncelikle isterim ki hiç servise götürmem gerekmesin, ama götürecek olursam da yetkili servisten başkası nasip olmasın inşallah. Nazar boncuğumuzu da asıcaz yakında.

Unutmadan sevgili okur, sevgili ustamız Murat Akpınar* hakkında yepyeni, taptaze bilgilerim var. Yakında paylaşıcam onları da.

Ha bir de, geç kalmış olmama rağmen, mutlu yıllar dilerim sevgili okur. Başarı ve mutluluk seninle olsun.

Gud bay.
Bookmark and Share

7 Aralık 2009 Pazartesi

Paranızın kıymetini bilin




Merhaba sevgili okur.

Sağ taraftaki reklamımsı oluşumdan farkettiğin üzere ben Kiğılı adamı oldum.


Yıllardır reklamı seslendiren Halit Kıvanç'a, türlü senaryolu Kiğılı reklamında oynayan Kiğılı adamına bir tepkidir bu. O adamları artık değiştirin! Gençlerin önü açılsın!

Bu fotoğrafı eğer beğenirseniz, Kiğılı Reklam Departmanı'na e-posta olarak göndereceğiz.

Feysbuk kullanıyorsanız buradan buyrun.

Yahut blog'un altına koment (veya yorum) bırakın.

Hepsinden önemlisi: Paranızın kıymetini bilin. Az parayla çok şey alınır.

Sevgiyle kal okur.




Temsili Kiğılı adamı. Aynı değil mi ama hep?


Bookmark and Share

28 Kasım 2009 Cumartesi

Metrobüs Kullanma Kılavuzu



Halkın favori ulaşım aracı Metrobüs.

Uzun bir aradan sonra yazıp çizecek geyik bir konu bulamadım sevgili okur.

Hazır Metrobüs'e de zam gelmiş, paramızın kıymetini bilelim, otura otura, rahat rahat gidelim diye kalktım, Metrobüs Kullanma Kılavuzu yazdım. 2 TL veriyoruz her sabah, bazılarımız aylık Mavi Kart'tan duble duble Akbil basıyorlar.

Acıbadem
'den Altunizade'ye bile gidecek olsak kullanıyoruz. Zira daha makul bir ulaşım yolu yok.

Zincirlikuyu'da halkla dövüşmeden, grup halinde bineceksek en az birimizi geride bırakmadan 34A numaralı hattan 34'e geçemiyoruz.

İşte size işin uzmanından, profesyonel Metrobüs kullanma taktikleri.

1) Ara duraklardan Metrobüs'e katılacaksanız, ön-sağdaki ikili turnike yerine arka-soldaki ikili turnikeye yönelin. Eğer izinizi kaybettirebilirseniz, aradaki ufak boşluktan geçerek bedavaya keyifli bir seyahat yapabilirsiniz.

2) Eğer arabanız varsa, köprü trafiğine kalmamak için Söğütlüçeşme ana durağından Metrobüs hattına giriş yapabilirsiniz. Zincirlikuyu'ya kadar Metrobüs şeridinden devam edip, Boğaziçi Köprüsü'ne çıktıktan sonra yolunuza devam edebilirsiniz. Trafik Mecidiyeköy, Okmeydanı, Çağlayan güzergâhlarında tekrar tıkanacaktır. Eğer Avcılar'a gidiyorsanız, tekrar Zincirlikuyu'dan Metrobüs hattına katılabilirsiniz.
Yakalandığınız takdirde ne kadar trafik cezası yiyeceksiniz bilemiyorum, ceza tutarını küfürsüz bir şekilde bu yazının altına yorum bırakabilirseniz teşekkür ederim. Tarayıcınızdan ceza makbuzunuzu da gönderirseniz, 5 TL'sini karşılarım.

3) Metrobüs şeridine arabanızla katılıp da ceza yemek istemiyorsanızSahibinden.Com'da bulabileceğiniz polis çakarlarından taktırarak ceza sorununu halledebilirsiniz. Polis peşinize takılırsa, mümkünse durmayınız. Zira çakar takmanın cezası çok daha zevkli olabilir.




Temsili Metrobüs halkı


4) Acıbadem veya Altunizade'den mi bineceksiniz? Oturmak mı istiyorsunuz? Pekâlâ, çözüm kolay. Öncelikle, Zincirlikuyu istikametinden gelen 34A Edirnekapı - Söğütlüçeşme, veya Söğütlüçeşme Metrobüs İstasyonuna Gider hatlı Metrobüs'lere atlıyorsunuz. Acıbadem'den 1, Altunizade'den 2 durak sonraki Uzunçayır durağından beleşe aktarma yaparak, boş gelen 34A veya Zincirlikuyu M.İ.G. Metrobüs'lerine atlayarak keyifli bir yolculuk sürebilirsiniz.


5) Anadolu Yakası'ndan gelen 34A hatlı Metrobüs'lerle Zincirlikuyu'da beleşe araç değiştirmeniz mümkün değildir. Zincirlikuyu M.İ.G. hatlı Metrobüs'lere binerek, Zincirlikuyu'da 34 hatlı Metrobüs'lere gönül rahatlığıyla, beleş beleş binebilirsiniz.

6) Zincirlikuyu'daki 34, 34A veya Söğütlüçeşme M.İ.G. hatlı Metrobüs'lere binerken oturmak mı istiyorsunuz? Tabii ki çözümümüz hazır. Öncelikle kendinize Metrobüs'ün kapılarını görebileceğiniz bir yer seçin. Mümkünse Metrobüs'e binmeye çalışan çılgın halktan da uzak olmasın. İlk gelen Metrobüs'e binmeyin. İlk Metrobüs'ün kapıları açıldığı anda orada bekleyen çılgın halkın hararetini biraz olsun alırken, kapıların açıldığı yerler hakkında sizi fikir sahibi de yapar. İkinci kapıdan sağa döndüğünüzdeki tekli koltuklar, yanınızda oturan insanların size kıçlarını dönerek uyumalarını engelleyecek, ancak oturmak için ısrarcı olan halk içinse kafanızı bir "fort" kaynağı yapabilecektir.

7) Ön kapının solundaki tekli, ama 1,5 kişilik görünen koltuklara oturursanız, halk oraya bir kişinin daha sığacağına inanır. O yüzden ya o koltukları tercih etmeyiniz, ya da çantanızı, paltonuzu koyunuz, veya bacaklarınızı iyice açınız. "Düz tabanım ben, toparlayamıyorum bacakları..." veya itiraf etmesi güç olsa bile "Basenlerim geniş..." gibi bahaneler, o 1,5 kişilik koltukta tek başınıza oturmanızı meşru kılacaktır.

8) Halk başınıza mı dikildi? Yerinize göz mü koydu? Klasik taktikler işe yarayacaktır. Gazeteniz varsa, geniş geniş açarak okumak onu etrafınızdan uzaklaştırabileceği gibi, yanında dikilen şahsa dikkat edilmediği kanısını da yaratır. Dergi varsa, sadece dikkat edilmediği kanısını yaratır. Dışarıya bakılarak dinlenecek MP3 çalar ise her türlü işe yarar.

9) Avcılar'dan Kadıköy'e mi gideceksiniz? Edirnekapı'da araçdeğiştirmeniz lazım? Madde 7'nin Edirnekapı uyarlaması iş görecektir.
İpucu: Edirnekapı'da, 34A Yolcu Bindirme Bölgesi'ndeki 2. reklam panosuna, Metrobüs'ün 2. kapısı denk geliyor. Deneyip görebilir, hatta oturarak gidebilirsiniz.
Zincirlikuyu'ya devam eden insanlar için İpucu: Edirnekapı'da çok sayıda halk araç değiştiriyor. Koltukları, koltuklarda oturan halkı dikkatle izleyerek Zincirlikuyu'ya kadar oturabilirsiniz.

Metrobüs for Beginners: Tips and Tricks adlı kitabın mini versiyonu, şimdilik bu kadar. Daha sonra devam ederim belki de.

Okuduğun için teşekkür ederim dostum, emeğine saygı, +rep.



Temsili yalan Metrobüs planı



Bookmark and Share

25 Ekim 2009 Pazar

Passoposta: "Konu başlığınız otomobil servisi."

Haftasonu Batuhan'la otururken canımız çok sıkıldı. Öyle sıkılmışız ki televizyona takıldık. Star'da Beyazıt'ın (Öztürk, kendisi yakınım olur, adıyla hitap ederim) sunduğu "Ucunda Bir Milyon Var" adlı yarışmayı izledik. Kendisi "Passaparola" adlı yarışmanın muadili. Bayılırım bu sözcüğe. Muadil. Defalarca söyleyesim gelir.


Neyse, biz de bir benzerini yaptık. Gayet eğlenceli oldu.


Batuhan: Merhabalar Onur bey, Passaposta'ya hoş geldiniz.
Onur: Hoşbulduk Batuhan bey.
B: Onur bey, konu başlığınız otomobil servisi. Lütfen sakin olunuz.
O: Hmm hrmmm.. Pekala. Başlayalım efendim.
B: Süreniz.. başladı! Murat'ın tamirine giriştiği olay, A.
O: Astra! *tlink*
B: Doğru! Astra'nızda asla düzelmeyen durum, B.
O: Balans! *tlink*
B: Doğru! Yan sanayi olarak takılan parçalardan biri, C.
O: Cam! *tlink*
B: Doğru! Takılan hava yastıklarının  cinsi, Ç.
O: Çıkma-çakma! *tlink*
B: Doğru! Kazadan sonra sıkışan parça, 'türev' olarak da bilinir, D.
O: Diferansiyel! *tlink*
B: Doğru! Kazada delinen, arabanızda değiştirilmeyen parça, E.
O: Egzoz! *tlink*
B: Doğru! Aracınızda bozulan, düzeltilemeyen, durmayı sağlayan ancak aracınızda sağlayamayan parçalar bütünü, sistem, F.
O: Fren! *tlink*
B: Doğru! "Hocam arabanı topluyoruz, sigortadan toplayın dediler"* Murat'ın durumu, G.
O: Gaz! *tlink*
B: Doğru! Opel Astra aracınız olmasına rağmen başka bir arabadan takılan, buna rağmen orijinal olduğu iddia edilen rezalet, H.
O: Hava yastığı! Hrhmrmmrmrm** *tlink*
B: Doğru! Şimdi sırada gizli sosyal mesaj barındıran bir soru var. İnsanın en sadık dostları, İ.
O: İt! *tlink*
B: Doğru! Kazada her biri ezilmesine rağmen değiştirilmeyen, yol tutuşunu sağlayan parçalar, J.
O: Jant! *tlink*
B: Doğru! Orijinal olduğu iddia edilmesine, "Usta zaten hepsi aynı markanın üretimi" denmesine rağmen muadil olduğu ortaya çıkan parça, K.
O: Karbüratör! *tlink*
B: Doğru! Servisi yerle bir etmenizi sağlayacak alet, L.
O: Levye! *tlink*
B: Doğru! Onur bey, çok iyi gidiyorsunuz. Daha önce soruları bu kadar hızlı yanıtlayan olmamıştı!
O: Efendim ne kadar sinirlendiğinizle alakalı bu durum.
B: Heh heh heh! Dilerseniz devam edelim. Aracınızla tamirden sonra yapamadığınız şey, M.
O: Manevra! *tlink*
B: Doğru! Çok güzel Onur bey, soru kaçırmadınız henüz.
O: Hedefimiz o zaten. Ödül olarak arabayı alıp tabii ki Murat ustaya götüreceğim. (stüdyoda gülüşmeler)
B: Heh heh heh! Gerçekten çok mantıklı(!). Peki, neden Onur bey?
O: Tamamını açıklayamam ama, olayın içinde Amerika - Rusya - İsrail - İran - Çin ittifakı var. Daha fazla konuşursam hayatım tehlikeye girer.
B: Pekala Onur bey, kaldığımız yerden devam edelim. Servisiniz ödemeyi istediğinde aldığı tepki, N.
O: NAH! *tlink*
B: Onur bey, biraz ağır olmadı mı? (gülüşmeler) Sonuçta sansürcü bir zihniyette yaşıyoruz. Ayrıca servisiniz aramasın bunun üstüne?
O: Batuhan bey, biz ağzının payını kendisine iadeli taahhütlü yolladık. Hala yüzü varsa arasın tabi, benim de edecek iki çift lafım vardır. Ayrıca bu servisin, servisteki çalışanların gerçek hayatla herhangi bir alakası olduğu ispatlanamaz. Bu "hayal ürünü" serviste dönen bütün işler gibi, artık bizde de firmanın isminin "gerçek kişi ve kurumlarla bir ilgisi yoktur". Kesinlikle. DEĞİL!
B: Anlayan anlamıştır artık. Heh heh heh. Kaldığımız yerden?
O: Devam edelim.
B: Bravo. Ne yazık ki puan veremiyorum buradan. (gülüşmeler, enerjik şovmen tavırları) Arabanızın son halinin -servisinizin iddiasına göre- tasviri, O.
O: On numara! *tlink*
B: Tebrikler! 16 doğru yanıtınız var.
O: Vallahi 29 harfe 29 soru sorsanız, hepsine diyeceğim bir şey vardır.
B: Doğrudur. Sadece kirletilen, bu hatadan dolayı sadece "koltuk temizlensin" demenize rağmen ekstra olarak yaptırılan, karşılığında da sizden 100 lira bahşiş istenen, kaportaya uygulanan koruyucu malzeme, P.
O: Pasta cila! *tlink*
B: (gülüşmeler) Kaportanız da çok düzgünmüş, gerçekten pasta cila halleder kalan sıkıntılarınızı!
B & O & Seyirciler & Telefonla katılan izleyiciler: HAHAHAHAHAHAHAHA!
B: Devam. Nasıl olsa bolca süreniz var, o yüzden kahkaha süresini sizden kesiyoruz, timer'ı boşuna durdurup da elektrik harcamayalım.
O: Pekâlâ.
B: Yetkili serviste, ön taraftan gerçekleşen kazalarda değiştirilen parça grubu, R.
O: Rot! *tlink*
B: Harika! Astra dendiğinde aklınıza gelen ilk şey, S.
O: Sapsarı bir pınar. *tlink*
B: En zor sorulardan biriydi ancak buna da doğru cevap aldık! Düzgün olduğu iddia edilen, ancak vites geçişlerinde sıkışıklığı belli olan sistem, Ş.
O: Şanzıman! *tlink*
B: Doğru! Servisiniz tarafından montaj sırasında delinen, etik olarak yenisini takması gerekirken onarılması önerilen ve ayrıca bir lastiğinizin hediye olarak verilmesi teklif edilen, orta konsoldaki büyük deri parça, T.
O: Torpido! *tlink*
B: Doğru! Bütün yaz bu servis yüzünden yaptığınız işlerin bütünü, tatile çıkamamanızın sebebi, U.
O: Uğraşı! *tlink*
B: Doğru! Açılan telefonlarda ailenizi ve özel olarak sizi ayar eden, ustabaşının kardeşinin sarf ettiği  ilk cümle, Ü ile başlıyor.
O: "Ünal hocam, şu oğluna biraz terbiye ver!"
B & Seyirciler & Yapım ekibi: HAHAHAHAHAHAHAHA!
B: Evet Onur bey, gerçekten çok ihtiyacınız varmış gibi. Sizi ayar edecek bu kadar soruyu sorduk ve mükemmel bir sabır örneği gösteriyorsunuz, size ayrıca bir de saat hediye ediyoruz, sponsorumuz olan Casiq'dan bir saat Onur bey'e! (alkışlar)
O: Efendim teşekkür ederim, hiç gerek yoktu. Zira ben bu yaz sonunda ermişlik mertebesine ulaştım. Vallahi terbiyeye ihtiyacım varmış, içimden ettiğim küfürlere de alınmışlar. E tabi, alınsınlar bir zahmet. Hatta dışımdan ettiklerime de, etrafımdakilerin ettiklerine de alınsınlar. Müsaade etsinler de küfür edeyim.
B: Ayrıca tebrik ederiz, saatinizi servissiz, güzel günlerde kullanın efendim. Devam edeceğiz, ancak kısa bir reklam arası verelim. Daha sonra tekrar sizlerle, kaldığımız yerden devam edeceğiz. Reklamlar!

* Reklam arası *
Aracınız
kaza mı yaptı? Çok mu ciddi hasarı var?
Veya olmasın, modifiye mi istiyorsunuz? Dışı Citroen C3,
içi Opel Astra, hava yastıkları Opel Korsa mı olsun?
10.000 bakımınız mı geldi?
Merak etmeyin! Biz 100.000 bakımıymış gibi aracınızın yürüyen aksamındaki her parçayı yenileriz!
Beyazşelale Otomotiv, özel
her türlü araba servisi, İstanbul'da hizmetinizde! Murat Akbıyık ve uzman ekibi, aracınıza bir uzman gözüyle bakacak, çakal eliyle parça takacak, acemi kulağıyla "Hocam ses mes yok arabada" diyecek, Ali Cengiz oyunuyla 10 ay taksit GİBİ YAPIP ödemeyi peşin alacak!
Her türlü aracınızı getirin bize, parçalarına ayırıp verelim size!
Beyazşelale Otomotiv'de
dürüstlük esastır. DEĞİL! Şimdi aşağıdan geçen minicik yazıları görmeye çalışın.
NOT: Eski müşteriler itina ile kazıklanır. Firmamız, kurumsal yapısı gereği orijinal parça kullanmaz. Bizde muadil rulz hacı! Dürüstlüğün esas olması kaidesi 1.000 TL üzeri hasar ve bakımlarda geçerli değildir. Hatta hiç bir durumda bizde dürüstlük esas değildir. Her reklamda söylüyorlardı, bizim de canımız çekti.
Hemen arayın, rezervasyonunuzu yaptırın. Libadiye'ye gelin sorun, kime sorsanız gösterir. Gelmemeniz için elinden geleni yapar ama onlara aldanmayın! Lütfen! Müşterilerimiz azalıyor!

Eğer 5 dakika 37 saniye içinde ararsanız, muadil parçalarda %5 indirim, orijinal parçalarda %200 zam promosyonundan yararlanabilirsiniz! Bize gelin, muadile can verin!
* Reklam arası *

B: Sevgili seyirciler, Passoposta kaldığı yerden devam ediyor! Onur bey, reklamlarda kötü bir tesadüf oldu sanırım?
O: Neyse artık, alıştık biz de.
B: Peki, devam ediyoruz o zaman. Tamirden sonra güçlükle geçirilen, hızlanmada etkili olan parça veya kavram, V.
O: Vites! *tlink*
B: Çok yaklaştık! 2 soru sonra Passoposta tarihinde bir ilk gerçekleşecek, bir kişi ilk defa tek bir yanlış cevap vermeden büyük ödüle ulaşacak! Aman nazar değmesin Onur bey, son 2 sorunuz. Süreniz uzun, düşünerek cevap verin lütfen. Karaktersiz, adi, şerefsiz anlamlarına gelen sıfat, Y.
O: Yyyy... Yavşak! *tlink*
B: DOĞRU! (uzun... uzun... uzun alkışlar...) Son sorunuz Onur bey...
O: Evet...
B: Hazır mısınız?
O: Hazırım, buyurun.
B: Geliyor... Son sorunuz... Onur bey, yarışma tarihine geçmek üzeresiniz!
O: Nedir ki efendim... Yaz tatilimi özetlemişsiniz resmen. (stüdyoda gülüşmeler)
B: Heh heh heh. Evet... Geliyor... Bu on numara olduğu iddia edilen araba, köye nasıl gider?
O: Zor! *tlink - tlink - tlink - tlink - tlink* (eşşek gibi alkış kopar)
B: DOĞRU CEVAP! BİLDİNİZ! TÜM SORULARI DOĞRU YANITLADINIZ! (Var Mısın Yok Musun'da büyük ödülü kazanınca patlayan konfetilerden patlar, alkışlar devam)
B: Size büyük ödülünüzü takdim edeyim Onur bey. (alkış devam) BMW X5 görünümlüiçi Renault Clio Symbol, motoru Fiat Albea, jantları Ford Granada olmak üzere, Beyazşelale Otomotiv'den özel üretim bir araç! Güle güle kullanın, dikkatli gidin ama.
O: Çok çok teşekkürler, bugüne gelmemi sağlayan ustalarıma, çıraklarına, tüm servis çalışanlarına teşekkürlerimle küfürlerimi iletiyorum!
B: Aman Onur bey, burada yapmayalım o işi. Heh heh heh. Sevgili seyirciler, bu hafta büyük ödülü vermeyi başardık. Önümüzdeki hafta bir başka skandalla, bir başka canlarla oynayanla, Veli Göçer'le ekranlarınızda olacağız! Passoposta, her Perşembe, kendi günündekendi saatinde Show TV'deDİR!!!

(seyirciler tek bir ağız)
Küfür istiyordun,
Sensin kafası dar,
Küfürdür bu satır,
Murat Akpınar, Murat Akpınar!

Sağlam eğlendim... Bunları yazarken de, dizayn ederken de aşırı eğlendim. Hatta eğlendik.

Tezahüratın da orijinalini bilen bilir, ben de onu orijinaline uygun olarak uyarladım ama yazmıyorum buraya.

Haydi gözün aydın Murat bey :)

Senaryo aşamasındaki ortağım Batuhan'a da ayrıca teşekkürler.

Okuduğun için teşekkür ederim sevgili okur, biraz olsun eğlenebildiysen ne mutlu bize.

NOT: Aslında yayınlamayacaktım ama, son olaylar ışığında bunu yayınlama isteğim iyice perçinlendi, ben de bu gece tamamlayıp sürdüm yayına. Hadi görüşürüz sonra...



Bookmark and Share

Sabrımı taşırmayınız.

Rica ediyorum bu sefer. Yeter artık.

Sabrımı taşırmayınız. Aramalara devam ederseniz eğer, günah benden GittiGidiyor.Com.

Lafı çok da uzatmanın anlamı yok. Klasik ustamla ayarlaşmalarımız. Kendisi sıkı takipçim olur, sizden iyi olmasın.

Bu gecelik bu kadar. Yakın zamanda güzel bir blogla devam etmeyi planlıyorum. Hadi iyi geceler.
Bookmark and Share

17 Ekim 2009 Cumartesi

TTnet'e kafam girmiş...




Merhabalar.

Belgeli, ispatlı, hızlı bir başlangıç yaptım. Rahatsızsan uyar lütfen beni. Ancak önceki çalışmalarımdan (yine bkz: the Astra Incident) bilmektesinizdir ki genelde ispatlı, belgeli falan çalışıyorum.

Belki biliyorsundur, yazın başında bi tane external harddisk aldımdı. Ayıptır söylemesi 1 terabayt.

Nasıl doldurayım bilemedim.

Bir de yaz başında limitsiz olmuştum ben ADSL'de. Bir bakayım, ne kadar indirmişim etmişim diye. Temmuz 2009'u rekor bilirken, Eylül 2009 önceki rekorumu da egale etti.

Limitliden limitsize geçtiğim için acısını çıkarırcasına indirmişim. Neler yapmışım ben? Sen durmazsan, ben durmazsam, köpekbalıkları fiberoptik kabloları yerse, nasıl çıkar ADSL'ler 1Mbit'ten 8Mbit'e?

Cidden kimlerin internetinin yavaşlamasına sebep olduysam özür dilerim. Belgesini de yazının başında sunmuş idim sizlere.

İyi günler.
Bookmark and Share

10 Ekim 2009 Cumartesi

Şarkı bile yazdım servisime. Mutlu olun, sağlam reklamınızı yapıyorum

Reklam kampanyam aralıksız devam ediyor. Reklam şarkıları bile var artık.

Ferhat Göçer
'in bir şarkısı vardı, "Çok Sevdim İkimizi" miydi neydi adı, tam hatırlamıyorum. Ama oyun oynarken bir anda ilham geldi, şarkıyı baştan yarattım ve sevgili servisime ithaf ediyorum... Bence güzel oldu. Takdir yine sizin.

Çıktım sigortaya, evraklar elimde
Ağzını kırmamak için kendimi tutuyorum
Çıkmaları tekrar tekrar geçiriyorum gözden
Neydi kazıkların, davaya hazırlanıyorum

Yok, bittin çoktan galiba
Yok, bittin çoktan!

Şimdi bir çıkmacı toplar bizi
Muadil parçalar ayar eder bizi
Servis, eksperiyle kazıklar bizi
Ben aslında çok sevmiştim eyırbeg**'imi

Anladım bizim Murat* çok takılmıyor bana
Öncelikler değişmiş, malum devir başka
Bunca yıllık müşteriniz, yine de kazık attın
Ayar ettin bizi, hepimizi, dalacaz sana

Yok, bittin çoktan galiba
Yok, bittin çoktan!

Şimdi bir çıkmacı toplar bizi
Rot-balans ayarı boktan gibi
Murat* eksperiyle kazıklar bizi
Ben aslında çok sevmiştim eyırbeg**'i

Çok uğraşmadım. YouTube'dan şarkıyı bir kez dinleyince sözler geldi ardı ardına.

Arabanın servisten çıkmasını beklerken de bir tane yazmıştım, hemencecik paylaşalım onu da.

Aman ustacım, n'oldu bizim Astra?
Aman ustacım, n'oldu bizim Astra?
Ayar etme beni Murat* usta,
Bayıltmayım seni aparkatla...***

*: Gerçek ismini bilen biliyor. Onun da artık muadil bir ismi var.
**: Opel Astra araca takılan çıkma Opel Korsa hava yastığına "eyırbeg" denir.
***: "İndim Dereye Taş Bulamadım" ezgisiyle söylerseniz anlam kazanır.

Yazdım ama hala isteğim geçmedi. Halen içimde deli gibi bişeyler yazma isteğim var. Bu gece bir tane daha yazabilirim aslında. Belki de.

İyi seyirler dilerim.
Bookmark and Share

5 Ekim 2009 Pazartesi

Lakin hayattaki her şey kötü değil a dostlar.

Üniversiteye başladım.

Garip bi yermiş tabi. Hele ki Yıldız Teknik Üniversitesi ve Makine Mühendisliği ise.

2. öğretim bir öğrenci olarak 1. öğretim derslerini alabilmiş olmak süper. Ancak Davutpaşa ve Yıldız arasında mekik dokumak berbat. Bir günüm orada, bir günüm burada zor iş. Hele ki yolda Metrobüs arızalandı mı hepten nanay. Ki geçtiğimiz günlerde başıma geldi. Yukarıdaki Metrobüs yazısına tıklarsanız bozulan aracı görebilirsiniz. Resmi ben çekmedim. Hatta o bozulan aracın ta kendisi değil. Her hakkı kimde saklıysa ona gidin.

Yahu Davutpaşa'ya gidiyorum. Bayrampaşa'da kapı kendi kendine açılıp kapanmaya başladı. Uzun süre bekledik. Adamın biri koşa koşa geldi "Orda reset tuşu var ona bas lang!" diye. "Artık kapıyı açmazsın sen de herhalde" dedim, Topkapı'da açtı. Tek kapıda sıkıntı var hani, diğerlerini açsa ölmez. Açtı. Yine bozuldu. Yine aynı terane. Cevizlibağ'a kadar arızalı arızalı gitti. Sonrasını bilmiyorum.

Okulda adam gibi bilgisayar laboratuvarının olmaması da üzücü bir gelişme. Hani öğlen, farz-ı misal dedim ki, şöyle bir ağız tadıyla FarmVille'ime bakayım, maillerimi kontrol edeyim, yahut bir blog ekleyeyim, olmaaaz! Öğrenci Bilgisayar Laboratuvarı'nda tam 9 adet PC var. Geri kalan masalarda ya sadece Phillips 105E monitör, ya da Exper Net Terminal diye bir geyik. Anlayamadım. O aletlerde de DOS kalitesinde bir görüntüyle çakma Vindoz imajı var. Hani klavyeden Başlat tuşuna basıyorum, ekranda Start yazıyor ama orada da bir hareket yok yani. Garip.

Bölümde gerçekten bir erkeğe düşen kız miktarı gramajla belirleniyor. Toplam olarak 452 kişiyiz, bunlardan sadece 24'ü kız. Erkeklerin arasında şinitsele bile farklı gözle bakan var yani, hatta simite bile! Simit yahu! Kandil simidi de değil üstelik. (gülüşmeler) Bölümün ruhunu erkenden özümsemiş arkadaşlar. Biri de Beşiktaş Rıhtım'da kadın parfümlerini yakalamaya çalışıyordu. Öyle hasret kalmış yani. Tabi o arkadaşın 2. yılıydı, üstelik 2. yılında da 1. sınıfı okuyordu.

Gerçi geçen hafta bir Temel Bilgisayar Bilimleri dersine girdik, sınıf kapasitesi tam 100 kişi. 100'ü de erkek. Havada kadın kokusu da yok yani. Salt hormon, salt ter. Top sakal, kareli gömlek kokusundan bahsetmiyorum bile.

Hmmm...

Tüm meslektaşlarıma Allah'tan sabır dilerim. Okuldaki arkadaşlarıma da. Sonuna kadar rekabet.

Ne bileyim, bu da böyle gelişine bir blog oldu. Parmak antrenmanı diyebiliriz. Canım sadece blog yazmak istedi.

Böyle de okuyucusuyla barışık, içi dışı birimDİR. "birim" değil.
Bookmark and Share

30 Eylül 2009 Çarşamba

Onur hiç bu kadar iyimser olmamıştı!

Az önce Mehmet Can'la konuşurken (bkz. ism balkon tayfa, kalof @etna, yetimler yanıyor, osman'ın kafası yarıldı) çok iyimser olmam gerektiğini farkettim.

En azından tamir edilen arabamda hava yastığı vardı! Ya kanepe yastığı, bürosit minderi falan olsaydı? Daha tehlikeli...

Ayrıca 4 tekeri hala kara üzerindeydi!

Direksiyon radyo kumandasındaki tuşlar elde kalmaya son derece müsait olsa da radyoyu direksiyondan kumanda edebiliyorduk!

Frenler tutmuyordu, ama her şeyi de devletten bekleyemeyiz ki? Sonuçta enkaz toplandı :) Varsın duramasın, hiç mi The Flinstones izlemedik, hiç mi Fred Çakmaktaş gibi arabayı durdurmak istemedik?

Ehehe.

İşte siz bunu yaptınız.

Kabahatinizi satın alarak düzelttiğinizi sanıyorsunuz.

Şimdi de size minnet duymamı bekliyorsunuz.

Öyle bir minnet ki, ihaneti şikayet etmeyerek ödüllendirecek.

"Bunca yıllık hukukumuz"a rağmen bunu yapanları kimseye şikayet etmeyerek.

O dediğiniz filmlerde olur :)

Bunca yıllık hukukumuz için zaten mahkemeyle muhattap olmadınız! Aşağıdaki yazıda fotoğraflarla başarısızlığınız, hayatımızı tehlikeye attığınız sabit.

Yazık ki bu yaz bir adam, hatta size göre bir çocuk (ha-ha. LoL. JK.), size işinizi öğretti, etik dersi verdi. Bozuk üslubunuza rağmen sizinle muhattap oldu. Baştaki iyi niyetinize karşılık vermek adına sizi avukatımıza, yargı yoluna da havale etmedik. Bu da sizin şükredeceğiniz yer.

Biz zararımızla diyetimizi ödedik. Siz de ödeyeceksiniz.

Yanlış anlamayın, sizi seviyoruz. Bundan sonra hiç bir seveninizi, sevdiğinizi üzmeyin diye bunları yazıyoruz. Teşekkür ederim ki beni ve yazılarımı takip ediyorsunuz :) Çok sağolun. Sizlerden feedback almak çok güzel... Sağol Murat... (bkz: the Astra incident)

Not: Astra olayı tam olarak anlaşılamamıştır.

Bu nedenle kişi ve kurum isimlerini hayal ürünü gösteriyorum. Ama olay tamamıyla gerçektir. Ve parçaların çoğu muadil.

Türkiye'nin bu karanlık ve puslu servisinin adı artık bende kalsın.

Ben otomotiv sektörünün Gladio'suyum!
Bookmark and Share

Çok güzel haberler aldım!

Yazılarım istediğim yerlere ulaşıyormuş :) Çok sevindim.

Vallahi ben terbiye öğrenecek yaşı geçtim, terbiye konusunda da alacağımı aldım; siz ticareti bilecek halde değilsiniz ama.

Babamı bile bana karşı doldurmaya kalktınız. Ama abarttınız.

Yazılarımda küfür yoktur, içimden ettiğim küfürler, sövdüklerim, saydıklarım, yaptıklarınızın yanında "hiç" kalır!

Ben sizden aldığım servis hakkında yorumumu istediğim şekilde yaparım, istediğim yerde yayınlarım, hatta istediğim terbiye ölçütünde yazarım!

Bunca yıllık hukukumuz varmış! Sen bunca yıllık hukukun olan müşterine böyle yaparsan, müşterin de kötü lansmanını yapar tabi!

Diyecek başka sözüm yok. Gerçekten yok. Telafi etmişsiniz yaptığınızı, içinize sinmiştir artık.

Yahu kim yalan söylüyor burada? Gerçekleri konuşmak mı yanlış oldu?

Bu da adresine ulaşır elbet yakında :)

Hem anlayan da anladı. Bundan sonra Türkiye'nin bu karanlık ve puslu servisinde geçen hikayelerde kişiler ve kurumlar hayal ürünü olacak, ancak olayların gerçek olduğu değişmeyecek.

Takipçilerime selam olsun!
Bookmark and Share

23 Eylül 2009 Çarşamba

USİS Ekle-Sil dönemine ithafen...

Yıldız Teknik Üniversitesi, Makine Mühendisliği 2. öğretim harcı: 764,50 TL.

Zorunlu olarak, harçla birlikte karambolde alınan bağış: 35 TL.

Acıbadem - Yıldız - Davutpaşa - Acıbadem benzin parası: 50 TL.

Yemekhanede tabldot: 3 TL.

İkinci öğretimken birinci öğretim derslerini almak: Paha biçilemez...

Klasik olarak herkesin hayatındaki olayları yorumladığı MasterCard metodunu, ben de Ekle-Sil günü için uygulayayım dedim. Nasıl ama?
Bookmark and Share